8 Mayıs 2009 Cuma

Karaciğer Hastalıkları

Karaciğerin fonksiyonlarından bazıları:
• Karaciğer, sindirim sistemi ile kana geçen tüm maddeler için bir süzgeç görevi görür. Enerji kaynağı olan glikoz ve vitaminleri vücudun ihtiyacı olduğunda kullanmak üzere depolar.
• Safra asitlerini sentezleyerek, besinler ile aldığı yağların ve yağda eri­yen vitaminlerin emilimini kolaylaştırır.
• Hazım sisteminden gelen protein, karbonhidrat, yağ gibi besin parçalarını daha da ince parçalara ayırır ve bunlardan vücudun tabiatına uy­gun yağ, iyi huylu kolesterol, enzim, glikoz, protein, vitaminler gibi gerekli ana maddeleri üretir. Böylece 2. hazım tamamlanmış olur. Bu hazım sonucunda oluşan besin maddelerini kana gönderir, zararlı maddeleri ise nötralize eder.
• Kanın pıhtılaşmasını ve suyun damar içerisinde durmasını sağlayan proteinler karaciğerde üretilir. Böylece, vücutta kanama ve ödemlerin oluşmasını engeller.

Kronik Toksik Hepatit
Karaciğer zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Örneğin, vücudun ça­lışması sırasında oluşan veya sindirim yoluyla gelen pek çok zararlı madde­nin ve alınan ilaçların kalıntılarını nötralize eder ve çıkartır. Ancak, karaciğere gelen zararlı madde miktarı, karaciğerin nötralize etme ve dışarı atma kapasitesini aşarsa, karaciğerin dokularında depolanır. Karaciğerdeki bu depolar dolunca da kanda birikmeye başlar. Atık ve toksik maddenin top­landığı dokularda iltihaplanma olur veya çöplükteki çöpler gibi yanma başlar ve bu durum kronik toksik hepatite neden olur.
Tıpta "belirtisiz hepatit" veya "asemptomatik hepatit" denilen bir terim vardır. Aslında belirtisiz hepatit yoktur. Mantıklı düşünülürse, ilk bakışta karaciğerle alakası olmadığı zannedilen kalp damarlarında, beyin damarla­rında veya herhangi bir damardaki tıkanma, böbrek hastalıkları, böbrek taş­ları, safra kesesi taşları, alerji, cilt hastalıkları gibi hastalıkların nedeninin kronik toksik hepatit olduğu anlaşılır. Katkılı gıda ve GM ürünlerinin ço­ğalmasıyla kronik toksik hepatit de çoğalmakta ve özellikle gençlerde çok sık görülmektedir. Bugün 5 yaşın altındaki çocukların çoğu, suni gıdalarla beslenenlerin hemen hepsi bu hastalığa yakalanmış durumdadır.
Kronik toksik hepatite zemin oluşturan kimyasallar: Antikonvülzanlar, antidepresanlar, hormonal ve anti romatizmal ilaçlar, antibiyotikler, anes-tezikler gibi bütün tıbbi ilaçlar, kimyasal saç boyaları, gıda katkı maddele­ri, tarım ilaçları, bütün detarjanlar, zehirli maddeler ve benzerleri.
Viral Hepatit
Viral hepatitler, A, B, C, Delta, E, G virüsleri veya Herpes benzeri virüsler nedeniyle oluşan iltihaplı reaksiyonlardır. Bütün viral hepatitler bu­laşıcıdır: A ve E hepatitleri yiyecek-içeceklerle, B, C, Delta ve G hepatitleri kan ve vücut sıvıları vasıtasıyla veya yakın temasla geçebilir.
Bazı hastalar, kanında hepatit virüsü ve karaciğer fonksiyonunda bozukluk bulunduğu halde, hiçbir belirti vermeden ve sarılık olmadan hepatit geçirebilir. Bazı hastalarda ise halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın, sırt veya eklem ağrıları, kaşıntı, göz aklarında ve ciltte sararma, idrar renginde koyulaşma gibi belirtiler görülebilir. Kanında hepatit virüsü bulunduğu halde, karaciğer fonksiyonunda hiçbir hastalık belirtisi göstermeyen kişiler taşıyıcı olarak tanımlanırlar. Bulaşma konusunda onlar da hastalar kadar tehlikelidir.
Ancak, sağlıklı karaciğer, virüslerin yaşayabilmesi için müsait bir ortam değildir. Sağlıklı karaciğer dışarıdan gelen virüsü tekrar dışarı atar. Yalnızca, zararlı yemeklere alışkın, kronik hazım yetmezliği çeken ve Kronik Toksik Hepatite zemin oluşturan kimyasalları kullanan bir insanın karaciğerinde toksik madde ve atıklar toplanır. Bu kişinin karaciğerinde virüsler çoğalarak, karaciğeri temizleme vazifelerini yerine getirmeye başlarlar. Vi­rüsler karaciğerdeki toksinleri temizleyebildiği müddetçe hastalık belirti vermez. Ancak toksin miktarı virüslerin temizleme kapasitesini aşacak boyuta geldiğinde hepatit belirtileri görülmeye başlanır.
Kanında hepatit virüsü bulunduğu halde, karaciğer fonksiyonunda hiç­bir değişim göstermeyen taşıyıcıların durumu buna delildir.
Viral hepatitin tedavisi kolaydır. Hasta ne kadar genç ve hastalık ne kadar yeni ise iyileşme de o kadar kısa sürede gerçekleşir.
Genç ve yeni hastalanmış hastanın tedavisi:
l.gün
· Tedaviye kusmayla başlanır ("Genel tavsiyeler" bölümüne bakınız.)
· Kustuktan 2-3 saat sonra 1 çorba kaşığı magnezyum sülfat (İngiliz tu­zu, glaubren tuzu) 1 bardak su ile içilir.
· 2-3 saat sonra, yarım çay kaşığı öğütülmüş sinameki + 100 gr. turp yaprağı suyu + 100 gr. su + biraz safran karıştırılıp içilir. Turp yaprağı suyu yerine hindiba suyu veya demlenmiş papatya çayı veya demlenmiş pelinotu çayı kullanılabilir. Bir tatlı kaşığı papatya veya pelinotu 150 gr. kaynar su ile 15 dakika demlenir ve süzülerek kullanılır.
Hiçbir şey yenmez.
· Bundan sonra, koltuk altından ölçülen ateşi 38 dereceden yüksek de­ğilse, omuzdan başlayarak 12. kaburga altına kadar, ertesi gün ise sağ ve sol göğüs altından göbek deliği hizasına kadar 4'er kupa çekilir. Ateşi yüksek ise, ateş inmeye başlayınca kupa çekilir.
2. günden başlayarak 3 gün boyunca
• Elma, greyfurt, semizotu ya da havuç sularından biri suyla karıştırıla­rak günde 4-5 defa içilir. Günde 3 defa da pelinotu çayı içilir. Ancak hastanın canı içmek istemiyorsa, içmeye zorlamamalı, bu üç gün boyunca aç kalmalıdır.
Veya
• Sabahtan öğleye kadar havuç suyu+elma suyu karışımı, sonra ikindiye kadar greyfurt suyu, sonra akşama kadar semizotu suyu içilir. Meyve sularının arasında aynı şekilde pelinotu çayı içilir.
• Elma ve greyfurt suları birbiriyle karıştırılmamalıdır. Ancak elma suyu, havuç suyu ile, havuç suyu, semizotu suyu ile, havuç suyu ıspanak suyu ile karıştırılabilir. Greyfurt yerine limon suyu da içilebilir. Kışın semizotu su­yu yerine, kırmızı pancar suyu, havuç suyu ile karıştırılarak içilebilir.
Bu 3 gün boyunca başka hiçbir şey yenmez.
• Birinci ve ikinci gün dizlerden hacamat yaptırılır. Hacamat yaptırmak yerine makata 17-21 tane sülük konabilir. Sülükler düştükten sonra makata kupa çekilir.
Bu 3 gün içinde karşılaşılan kusma, her tür hepatit için faydalıdır, iyileşmeyi çabuklaştınr. 1 kaşık zeytinyağını 1 bardak ılık su ile karıştırıp içmek, kendiliğinden kusamayanlara yardımcı olabilir.
Bu 3. gününün bitiminde
Hergün öğleye kadar yukarıda anlatılan karışımlar yukarıda anlatıldığı gibi içilir.
• Öğlen isteyen istediği kadar meyveyi birbiriyle karıştırmadan yiyebilir. İncir, üzüm, elma, greyfurt, erik, vişne veya karpuz olabilir.
• Akşam rendelenmiş havuç ve kırmızı pancar, ıspanak, pırasa, soğan, sarımsak, semizotu ve turp yaprağı ile yapılmış sebze salatası yenir. Salataya limon suyu ve zeytinyağı eklenir. Salata ile birlikte bir avuç kavrulmamış badem veya kavrulmamış antep fıstığı yenebilir.
• Uykudan önce yağsız yoğurt suyuna bal ve biraz kaya tuzu eklenir ve içilir.
7 gün boyunca bu şekilde devam edilir. Ancak tedavinin 4. gününde hâlâ ateş veya sarılık varsa
• gün sabah ilk önce 70-100 gr. taze sıkılmış hindiba veya ısırganotu suyu+50 gr. Su + yarım çay kaşığı öğütülmüş sinameki + biraz safran karıştırılıp içilir. Isırganotu yerine 100 gr. turp yaprağı suyu, demlenmiş papatya çayı veya demlenmiş pelinotu çayı kullanılabilir.
Uyarı: Bu tür acı karışımlar tatlandırmadan içilmelidir. Sonra öğleye kadar anlatıldığı şekilde sebze suları içilir.
Öğleden sonra bir fincan yeşil mercimek + 1 çay kaşığı öğütülmemiş kimyon + 1 tatlı kaşığı kadın tuzluğu kuru meyvesi veya kabuğu + ya­rım çay kaşığı çemenotu kaynatılır, sonunda zencefil eklenir ve ateş kapatılır. Biraz soğuduktan sonra ezilmeden süzülür ve süzülen su ılık olarak yudum yudum içilir. Yeşil mercimek suyu yerine aynı şekilde hazırlanmış arpa suyu da kullanılabilir.
• Uykudan önce yağsız yoğurt suyuna bal ve biraz kaya tuzu eklenir ve içilir. Ve böylece 7 gün tamamlanır.
Bu 7 gün içinde 4. gün suyla yarıyarıya karıştırılmış acı kavun suyu avuç içine dökülür ve başı öne doğru eğerek, burundan genize kadar çekilir. 3-5 saniye tuttuktan sonra, sümkürmeden dışarı akmasına izin verilir. Bir defadan fazla çekmek doğru değildir. 2-3 saat sonra hapşırma ve burun akıntısı başlar. Akıntı 1-2 gün sürebilir. Bu işlemden sonra gözlerdeki ve derideki sarılık hemen geçer. Ancak biraz baş ağrısı olabilir, bu doğaldır. ("İlaçlar" bölümü "Acı kavun" konusuna bakınız.)
Veya
Burna aynı şekilde elma ya da üzüm sirkesi de çekilebilir. Fakat sirkeyi 7-10 saniye burunda tutmak ve günde 3-4 defa tekrarlamak gerekir.
5. gün sabah kürek kemikleri üstü, arası ve sağ kürek altına,
6. gün ise sağ ve sol göğüs altına 6'şar sülük konur. Sülükler düştüktensonra ısırılan noktalara kupa çekilir.
Sülük mevsimi değilse, omuz, kürek kemikleri arası ve kürek kemikleri altına hacamat yaptırılır. 10 gün sonra bu işlem tekrarlanır.
Böylece karaciğeri temizleme hazırlığı tamamlanır.
• 7 gün tamamlandıktan sonra 1 gün boyunca suyla karıştırılmış elma su­yu içilir ve saat 19:00'dan başlayarak karaciğer temizlemesi yapılır. ("Karaciğer temizlemesi" bölümüne bakınız.)
Temizleme yapıldıktan sonra beslenmeye dikkat edilir ve bir hafta sonra 3 gün aç kalınır. Açlıktan bir hafta sonra sonucu görmek isteyen­ler kan tahlili yaptırabilir.
Tedavi başlangıcından itibaren, 1-3 ay boyunca virüs kanda dolaşabilir, fakat zarar vermez. Bir süre sonra da kendiliğinden kaybolur. Çünkü temiz­lenmiş karaciğer artık virüslerin yaşayabileceği uygun bir ortam değildir.
Sağlığı kazandıktan sonra kaybetmemek için haftada 1 defa 36 saatlik oruç tutmak, tıbbi ilaçları, katkılı hazır yiyecekleri ve içecekleri kullanmamak, karışık ve birbirine ters yiyecekleri birlikte yememek, zehirli maddelerle hiçbir şekilde temas etmemeye özen göstermek yeterlidir.
Emzirilen çocuk 2-3 gün aç bırakılmalıdır. Açlık bittikten sonra anne bebeği azar azar emzirmelidir. Çocuk açlık yaparken anne bu süreyi meyve suyu içerek geçirmeli, sütünü sağarak atmalı ve bağırsak teda­visine başlamalıdır.
• Eğer hasta 2-5 yaşında çocuk ise bu durumda, çocuğu hemen 2-3 gün aç bırakmak, sonra 7 gün boyunca bal şurubu, greyfurt, elma, havuç suyu içirmek, meyve ve karpuz yedirmek gerekir.
• Açlık bittikten sonra 2. gün kürek kemikleri altına hacamat yaptırılır veya sağ kürek kemiği altına 3 tane küçük sülük konur. Sülükler düş­tükten sonra kupa çekilir.
Bu 7 günlük tedaviden sonra, artık çocuğa, margarin ve rafine edilmiş sı­vı yağlar ile hazırlanan yiyecekler, katkılı hazır yiyecekler ve içecekler, ka­rışık yemekler, beyaz ekmek yedirilmemeli, süt içirilmemelidir. Yeni sıkıl­mış meyve ve sebze suyu, doğal üzüm pekmezi ve meyve vermeye devam edilmelidir. İstenirse, günde bir öğün yemek yedirilebilir.
• 5-10 yaşındaki çocuklara 150-200 gram zeytinyağıyla lavman yaptık­tan sonra 3 gün açlık yaptırılır. Sonraki 3 gün elma suyu içirilir ve 3. gün saat 19:00'dan başlayarak karaciğer temizlemesi yaptırılır. ("Kara­ciğer temizleme" bölümüne bakınız.)
• Hasta yaşlı ise "Kronik hepatit tedavisi" uygulanmalıdır.
Kronik Hepatit Tedavisi
Kronik hepatitin tedavisine mide ve bağırsak tedavisiyle başlanır, son­ra karaciğer temizlemesi yapılır ("Mide ve bağırsak tedavisi" ve "Karaciğer temizlemesi" bölümlerine bakınız.) Açlık günlerinde hacamat yaptırılır ve­ya sülük konur.
Karaciğer temizlemesinden sonra, karaciğeri güçlendirmek için:
• Her sabah 20 mg. arı sütü, 1 tatlı kaşığı balla birlikte ağızda eritilerek yutulur. Balı sevmeyenler bir çay kaşığı balla yetinebilirler. Öğleye ka­dar meyve yenir veya meyve sıkılıp, suyu içilir. Karaciğer için en iyi meyveler incir, üzüm, karpuz, elma, greyfurt ve limondur.
• Öğleden sonra aç karnına 1 çay kaşığı polen, 1 tatlı kaşığı balla birlik­te yenir. Baldan ve tatlı meyveden başka tatlı yenmez.
• Günde bir defa yemek ile yanında yeşillik, sarımsak, kırmızı pancar, ıs­panak, semizotu salatası yenir.
• Haftada 2 defa yeşil mercimek öğütülmemiş kimyon ve çemenotu ile kaynatılır, zencefil eklenir ve ezilmeden süzülüp suyu içilir. Yeşil mer­cimek suyu yerine aynı şekilde hazırlanmış arpa suyu da kullanılabilir.
Böylece 1 ay devam edilir.
Arı sütü ve polen bulunamazsa yerine aşağıdaki karışım hazırlanır:
• 30 gr. kuru zencefil + 15 gr. tarçın kabuğu + 300 gr. su karıştırılıp bir gece bekletilir. Sabahleyin yumuşayan zencefil ince ince kesilir, aynı suyun içinde tarçın kabuklarıyla beraber 10-15 dakika süreyle kısık ateşte kaynatılır. Sonra 1 kilo taze incir eklenir. Taze incir yerine 300 gr. doğal bir şekilde kurutulmuş incir bir gece suda bekletildikten son­ra kullanılabilir. Kaynama derecesine geldikten sonra 1 bardak şeker eklenerek ateş kapatılır. 1-3 saat beklettikten sonra tekrar ocağa kona­rak, 10-15 dakika kısık ateşte kaynatılarak ateş kapatılır. Bu defa 5-6 saat bekletildikten sonra yarım kilo bal eklenerek, 3-5 dakika kısık ateşte kaynatılır. Ateşi kapattıktan hemen sonra aşağıda anlatılan şekil­de önceden hazırlanmış safran eklenir ve 2-3 gün beklettikten sonra kullanmaya başlanır. Günde 1-2 defa, bu şuruptan 30-50 gramı, ılık su ile aç karnına içilir, meyvesi, tarçını ve zencefili de yenir. Safran hazırlama
Safran iplikçiklerinden bir tutam alınır, 100-150 gr. sıcak su ile karıştı­rılır ve bir gün bekletildikten sonra süzülerek kullanılır.
Yukarıdaki bir aylık tedaviden sonra:
• Her sabah 1 çorba kaşığı taze öğütülmüş veya dövülmüş çörekotu + 1 çorba kaşığı öğütülüp elekten geçirilmiş civanperçemi + 1 çorba kaşı­ğı bal karıştırılır, ikiye bölünür ve öğlene kadar iki defada yeşil çay ile yutulur. Acıkınca elma suyu, greyfurt suyu, havuç suyu içilebilir fakat öğlene kadar başka bir şey yenmez. Öğleden sonra istenilen yemek yenebilir. 3-5 gün bu şekilde devam edilir.
Bundan sonra:
• Her akşam 1/2 çay kaşığı öğütülmüş sinameki + 70-100 gr. hindiba yaprağı suyu + 50 gr. su + biraz safran karıştırılıp içilir. Hindiba yap­rağı suyu yerine ısırganotu suyu , 1 çorba kaşığı taze sıkılmış zencefil suyu, turp yaprağı suyu veya demlenmiş papatya çayı kullanılabilir.
Bu ilaca, kabızlık yoksa haftada iki-üç defa, kabızlık varsa, her akşam ol­mak üzere 1 hafta devam edilir. Sinameki, burada, kanı ve karaciğeri temiz­leme amacıyla kullanılır.
Bu 10-12 günlük kür, her 3-6 ayda bir tekrarlanır. 2-3 ay sonra iyileşme­yi görmek için doktor kontrolüne gidilebilir.
1 -2 yıl boyunca, haftada bir defa 36 saatlik oruca devam edilir. 7 defa 3 günlük açlık, sonra da 10 günlük açlık yapmak karaciğeri mükemmel duru­ma getirir.
Karaciğeri temizleme ve güçlendirme özelliğine sahip ısırganotu, kere­viz, kereviz yaprağı ve suyu, maydanoz, kişniş, hindiba, çörekotu, safran ve zencefil zaman zaman ara vererek fakat daima kullanılmalıdır. Bunlar, yeri­ne göre taze veya kuru olarak, çay olarak, yemek veya salataya katılarak kullanılabilir. Yılda bir defa yukarıda anlatılan tedaviyi tekrarlamak gerekir.

3 yorum:

  1. ÇÖLYAK HASTALIĞINA BİR ÇARE YOKMU AİDİN HANIM SİZE MÜTEŞEKKİRİZ HASTALIKLARDA TANIMLANMAMIŞ!

    YanıtlaSil
  2. oysa çok önemli,kritik ve zor bi hastalık iyileşmek isteyen insanlar var

    YanıtlaSil
  3. sanırım bu blog artık kullanılmıyor .:(

    YanıtlaSil